Less is more: Az çoktur.

“Less is more: Az çoktur.”

Ancak bizler karmaşık varlıklarız. Düşüncelerimiz, uğraşlarımız, dikkatimiz. Giderek odaklanamayan, basit düşünemeyen varlıklar haline geliyoruz.

Bu durum ilerleyen aşamalarda farkındalığın olmadığı, dikkat eksikliğinin arttığı, anı yaşayamayan bireyler olmamızı sağlıyor.

”Less is more” olarak geçen “Az çoktur” felsefesine farklı bağlamlarda ele almanın daha doğru olacağına inanıyorum.

İnsanın ne kadar zengin olduğunu ne kadar çok şeye sahip olduğu değil, ne kadar az şeye ihtiyacı olduğu belirler.

İçindekiler – Yazının tamamını okuma istemiyorsanız aşağıdaki tablodan istediğiniz bölüme geçebilirsiniz.

Steve Jobs - 1982 Less is more: Az çoktur.
Steve Jobs – 1982 – Less is more: Az çoktur.

Az çoktur.

Fotoğraf Apple’ın yaratıcısı Steve Jobs’a ait.

1982’de yılda 1 Milyar Dolar kazanıyor.

Steve Jobs’un hayat felsefesi yaşamına , giyimine ve ortaya çıkardığı ürünlere de yansıyordu.

Az çoktur.

Bir günde sayısız karar alıyoruz. Kahveyi ne zaman içeceğimizden ne zaman yemek yiyeceğimize, evden ne zaman çıkacağımızdan hangi yolu kullanacağımıza kadar.

Bu kadar fazla seçeneğin ve kararın bizde yarattığı zihinsel yorgunluğun farkında olamıyoruz.

Az çoktur felsefesi bu bağlamda da zihinsel yorgunluğumuzu en aza indirerek yalnızca önemli kararlarımıza odaklamamızı sağlar.

“Mükemmellik, eklenecek
başka bir şey olmadığında değil, çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında elde edilir.” – Antoine de Saint-Exupéry

Basit düşünmek - Less is more: Az çoktur.
Basit düşünmek – Less is more: Az çoktur.

Basit düşünmek.

Einstein zekanın beş seviyesini tanımlıyor.

Akıllı, zeki, parlak, dahi ve basit

Basit zordur. Basite ulaşmak arınmayı gerektirir. Karmaşıklıktan kurtulmak. Zihni kontrol edebilmek. En basite indirgeyebilmek. Kısa, öz, net olmayı gerektirir.

Bu gerçekten kolay değil.

Hayata dair peşinden koştuğumuz temel arzular, mutluluk ve huzura ulaşmanın temelini de basit olmak sağlar.

Zihinde, düşüncede basit olmak ve sadeleşmek.

Bugüne dek öğrendiğim ve hayatı daha iyi hale getirecek ne kadar şey varsa basit ve nettir.

Hayatı daha uzun yaşamak için güne erken başlamak basit bir çözümdür. Erken uyanmakta problem yaşıyorsan akşam erken uyumak basittir. Hayatının ve düşüncelerini eline almak istiyorsan her gün hiçbir şey yapmadan kendinle baş başa kalmak ve zihninin nereye gittiğini takip edip, onu geri getirmek basit bir çözümdür.

Ancak fazlasıyla pratik gerektirir. Çünkü basit zordur.

Basit düşünmek üzerine sevdiğim etkili bir örnek:

Londra’dan Paris’e tren yolculuğu hizmeti veren bir şirket yolculuk deneyimini daha özel kılmak adına süresini kısaltmak için çalışma yapar. Nihayetinde 6 milyar sterlin harcayarak yolculuğun süresini 40 dakika kısaltırlar.

Şirketin asıl sağlamak istediği şey, insanlara daha iyi bir deneyim sunmaktır. Daha hızlı olmanın ayrıcalıklı olacağını düşünürler.

Davranış bilimi ile reklamcılığı birleştiren Rory Sutherland bu durum için çok daha az maliyet ile basit bir öneri getiriyor.

Trene ücretsiz wifi sağlamak.

Basit.

Alternatif olarak ise dünyanın en iyi modellerini kiralayarak treni podyuma çevirmeyi öneriyor ve ekliyor: Eminim tüm yolcular trenin yavaş gitmesini isterdi.

Keyif almak, deneyimi iyileştirmek gibi şeyler ölçülemezler.

Basit.

“Basit olanı karmaşık hale getirmek olağandır.Karmaşık olanı basitleştirmek… bu yaratıcılıktır”

80/20 Kuralı ya da Pareto ilkesi - Less is more: Az çoktur.
80/20 Kuralı ya da Pareto ilkesi – Less is more: Az çoktur.

80/20

80/20 kuralı olarakta bilinen Pareto ilkesi basit bir temele dayanıyor.

Girdilerin %20’si çıktıların %80’ini etkiler.

Zamanımızın %80’ini arkadaşlarımızın % 20 ile geçiririz. Kıyafetlerimizin %20’sini zamanımızın %80’inde giyeriz. Satışların %80’i müşteri ya da ürünlerin %20’sinden gelir.

Bu önemli azınlıktır.

Peki ya mutluluğumuzu %80’ini sağlayan %20 ? Yaptığım şeylerin hangi %20’si mutluluğumun %80’ini etkiliyor?

Hayatın her alanında önemli azınlık vardır. Kritik nokta önemli azınlığı bulmaktır.

Kendimize ait %20’leri – önemli azınlıkları- keşfetmek ve yalnızca onlara odaklanmak daha mutlu, daha sağlıklı, daha varlıklı ve daha verimli olmamızı sağlar.

Odaklanma - Less is more: Az çoktur.
Odaklanma – Less is more: Az çoktur.

Odaklanma

Okuduğum bir makalede geçmişte kriz yaşayan bir şirketin bu krizi nasıl anlattığından bahsediliyordu.

Farklı alanlarda ve farklı gruplara hizmet veren bu şirket kriz döneminde batma noktasında bir karar alıyor ve tek bir şeye odaklanıyor.

Birden fazla olan sektör sayısını teke indiriyor ve hedef kitlesini buna göre belirliyor. Hizmet ve kalite daha iyi hale geliyor. Bu durum kriz sürecinden çok daha daha güçlü çıkmalarını sağlıyor.

Odaklanmayı şöyle düşünebiliriz.

Birden fazla şeyi aynı anda yaparak %100’ünü %20’lik beş parçaya bölmek gibi.

Hepsini azar azar yaparsın, ama hiçbirini tam anlamıyla yapamazsın.

Bakış açısı.

Hayattaki bir çok konuya uyduğunu düşündüğüm bir örnek var.

Aslında hepimiz bunu yaptık. Ve hepimiz unutuyoruz. Hatırlatılmasına ihtiyacımız var.

Ben bugüne kadar hiç yürüyemeyen bir yetişkin görmedim. (Fiziksel bir engeli yoksa)

Hepimiz bir zamanlar yürümeyi bilmiyorduk. Önce emeklemeye başladık. Sonra ayakta durmaya. Sonra adım atmaya.

Bir bebeğin yürümeyi öğrenirken kaç kez düştüğünü tahmin etmemiz zor.

Ama bir bebeğin ‘yok ben yürümeyi öğrenemeyeceğim’ diyip vazgeçtiğini düşünmek komik olurdu sanırım.

Yetişkin olarak neden birçok şeyi yapamayacağımızı düşünüyoruz peki? Kendimize yapamayacağımıza dair inanç sistemi geliştiriyoruz.

Şu an ki yetişkin algımızla çocuk olsaydık eminim birçoğumuz vazgeçer ve yürümeyi öğrenemezdi.

Aslında sebebi çok basit.

Yetişkinler algıladığını görür. Çocuklar gördüğünü algılar. Deneyimlerimizle oluşan algımız bizi birçok şeyi yapamayacağımızı düşünmeye sevk ediyor.

Bir çocuk kadar basit, berrak ve ön yargısız düşünebilirsek istediğimiz çoğu şeyi başarabiliriz.

“Bir şeyin karmaşık olup olmadığı, bakanın zihnindedir. ” Donald A. Norman

Küçük başlamak - Less is more: Az çoktur.
Küçük başlamak – Less is more: Az çoktur.

Küçük başlamak.

Başlamak ve sürdürmek zordur.

Yürümeyi öğrenen çocuk hikayesinde olduğu gibi her şey küçük adımlarla başlayarak mümkün.

Başarılı insanlar o noktaya tek bir günde gelmedi. Herşeyi adım adım yapmayı, küçük başlamayı ve sürdürmeyi öğrendiler.

James Clear küçük başlamak ve sürdürmek konusunda güzel bir örnek veriyor.

Her gün %1 daha iyi olmak.

Bir yıl boyunca her gün %1 daha iyi = 1,01365 = 37,78

Bir yıl boyunca her gün %1 daha kötü: 0,99365 = 00,03

%1 ‘lik küçük ilerlemeler hiç fark edilmese bile şaşırtıcı şekilde bir yıl sonra 37 kat daha iyi olmak anlamına gelir.

Bir başka örnek ise bir uçağın rotasını birkaç derece değiştirmesine benziyor.

Los Angeles havalimanından yola çıkan bir uçak, yönünü 3,5 derece güneye çevirirse New York yerine Washington D.C’ ye yani kilometrelerce uzağa iner.

Tıpkı bu örnekte olduğu gibi küçük adımlar sürekli hale getirildiğinde yıllar içerisinde bambaşka bir yere gelmeyi sağlar.

Küçük adımların sırrı, başlayabilmeyi ve sürdürebilmeyi sağlamasıdır.


Diğer Yazılar:


Dipnotlar: 1) Rory Sutherland Ted konuşması. 2) Gökhan Okçu-Aceleci Sinek Süte Düşer. 3) James Clear-Atomik Alışkanlıklar.