Sorular cevaplardan önemli midir?

Denizcan Sanlav

Denizcan Sanlav

Sorular cevaplardan önemli midir?
Sorular cevaplardan önemli midir?

Hayata dair sorular soruyorum. Bu blogu oluşturmaktaki temel amacımda buydu. Bir süre önce sorular cevaplardan önemli midir diye üzerine düşünmeye başladım.

İki soru üzerine düşünüyorum.

İçindekiler – Yazının tamamını okuma istemiyorsanız aşağıdaki tablodan istediğiniz bölüme geçebilirsiniz.

Sorular cevaplardan önemli midir?

Bir soru zinciri örneği verelim.

  • Soru: Daha iyi bir hayatı nasıl yaşarım?
  • Cevap: Gelirimi artırarak.
  • Soru: Gelirimi nasıl artırırım?
  • Cevap: İşimi daha iyi yaparak (ya da farklı işler yaparak)
  • Soru: İşimi nasıl daha iyi yaparım?
  • Cevap: İnsanlara faydalı olarak.
  • Soru: İnsanlara nasıl daha faydalı olabilirim?
  • Cevap: Sorunlarını, dertlerini tespit ederek ve çözüm bularak.
  • Soru: İnsanların ne sorunları olduğunu nasıl bilebilirim?
  • Cevap: Kendi hayatında hangi sorunlar olduğundan yola çıkarak?
  • Soru: Kendi hayatımda sorun olan ve çözüm bulduğum hangi sorunlar var?

Bugün hayat standartları iyi olan ve bir çok insanın imrendiği çoğu iş sahibi kendi hayatlarında karşılaştıkları sorunlar üzerine düşündüler ve çözümler ürettiler. Ürettikleri bu çözümleri kendileriyle benzer sorunları yaşayan insanlara sundular ve iş haline getirerek gelir elde ettiler.

Aslında aradığımız bu kadar basit.

Bir dizi soru ile kendi hayatını daha iyi hale getirmekten, iş fikri bulmaya dek uzanan bir sorgulayış bütünü.

Ard arda, birbirini takip eden 5-10 soru sorduğumuzda gerçek sorunun ne olduğuna ve çözüm yollarının neler olduğuna ulaşmamız hiçte zor değil.

Peki bu soru sorma durumunu kendi hayatımızda ne kadar kullanıyoruz.

Sorular cevaplardan daha önemli midir?
Sorular cevaplardan önemli midir?

Hayat karmaşasında en son ne zaman kendinize bir soru sordunuz?

Bugünün sosyal medya mecraları insanlara güçlü alışkanlıklar kazandıracak şekilde tasarlandı.

İnsanın temel ihtiyaçları olan sosyalleşme, beğenilme ve onaylanma arzusunu çok iyi kullandılar.

Her kaydırmada ya da her bildirimde beynimizde salgılanan dopamin ile milyarlarca insanı kendine bağımlı hale getirdi. Kazandırdığı alışkanlık o kadar derinlere etki ediyor ki bu yüzden etkisini bilmek bile önüne geçmek için yeterli değil.

Eğitim sistemlerinden, iş modellerine kadar insanın sorgulamadan ve düşünmekten uzak, söyleneni yapması üzerine kurgulanan dünya düzeni, sosyal medyadan dizilere, uygulamalardan içerik tüketimine kadar insanın düşünmeden, sorgulamadan, kendini dinlemeden yaşayıp gitmesine sebep oluyor.

Tüm bunların yanı sıra soru sormak yetkinliği insana ilerlemesi gereken bir yol haritası sunuyor.

Her düşüncede ve her cevapta yapman gerekenleri adım adım çıkartmış oluyor insan.

Ve bu adım adım çizilen yol haritası bizi eyleme bir adım daha yaklaştırıyor farkında olmadan.

Yol haritası olmasının dışında soru sormak diğer bir yanı ile bir farkındalık yaşamayı da sağlıyor.

Evet yukarıdaki soru zincirinde olduğu gibi nereye gitmek istediğimize ve nasıl gitmek istediğimize dair bize bir yol haritası sunarken, şuan nerede olduğumuzun farkındalığını da sorgulatıyor.

Yaşamdaki en ufak sorunlardan, çözümlere, hayata dair sorgulamalardan, stratejik düşünmeye kadar her anlamda yolumuza ışık tutabilecek bir yetenek soru sormak.

Farkında olmak, anlamlandırmak, çözümler bulmak, daha iyisini yapmak..